Basın Bültenleri

Basın Bülteni – Araştırmacılar, STK’lar ve Balıkçılar Akdeniz’de hedef dışı avcılığı azaltmak için el ele verdi

12.07.2018

Araştırmacılar, STK’lar ve Balıkçılar Akdeniz’de hedef dışı avcılığı azaltmak için el ele verdi

Türk Deniz Araştırmaları Vakfı tarafından 9 Temmuz 2018 tarihinde İstanbul, Taksim’de bir başlangıç çalıştayı düzenlendi. Akdeniz’de hedef dışı avcılığın boyutlarını anlamak ve azaltma çalışmalarını test edebilmek için DEKAMER, Doğa Derneği, WWF Türkiye ve TÜDAV işbirliğinde çalışmalar yürütülecek.

Hedef dışı avcılık;  hedef olmayan türlerin tesadüfen yakalandığı bir balıkçılık sorunudur. Her yıl yunuslar, deniz kaplumbağaları, kuşlar, köpekbalıkları ve vatozlar gibi binlerce hassas tür balıkçı ağlarına takılmakta ve çoğunlukla bu durum ölümleri ile sonuçlanmaktadır. Hedef dışı avcılık bu türlerin hayatta kalabilmeleri açısından en ciddi problemlerden biridir.

Akdeniz’de hedef dışı avcılığın boyutlarını anlamak ve azaltma çalışmalarını test edebilmek için üç proje alanları olarak Fas, Tunus ve Türkiye belirlenmiştir. MAVA Vakfı, “Akdeniz’de çeşitli hassas türlerin hedef dışı avlanmalarının anlaşılması ve azaltma denemesi – ortak çalışmaya dayalı yaklaşım “ adlı projeyi, FAO GFCM liderliğinde, Birdlife International, ACCOBAMS, UNEP-MAP, IUCN ve MEDASSET ortaklığında desteklemeye karar vermiştir. Projenin Türkiye ayağı TÜDAV, DEKAMER, Doğa Derneği ve WWF Türkiye tarafından yürütülecektir.

Proje ortaklarından biri olan ACCOBAMS, Akdeniz ve Karadeniz’deki deniz memelilerinin (balinalar ve yunuslar) korunmasına ilişkin bölgesel antlaşmanın adıdır. TÜDAV (Türk Deniz Araştırmaları Vakfı), 10 yılı aşkın süredir ACCOBAMS’ın ortağı olup, bu kapsamda 9 Temmuz 2018 tarihinde Taksim, Istanbul’da bir başlangıç çalıştayı düzenledi. Çalıştaya projenin hedefine nasıl ulaşılacağını tartışmak üzere üniversiteler, STK’lar, Sahil Güvenlik ve uluslararası kurumlardan 36 uzman katıldı.

Hedef dışı av verilerinin toplanması ve balıkçılar ile yapılacak görüşmeler, Ege ve Akdeniz’den seçilen limanlardaki balıkçı teknelerine görevlendirilecek gözlemciler tarafından yapılacak. Projede, balıkçılar ile birlikte düzenlenecek olan çalıştaylar ile, eğitim çalışmaları ve balıkçılık aktiviteleri sırasında uygulanacak olan olası azaltmalar test edilecek.

Hedef dışı avın azaltılması, sürdürülebilir balıkçılık için önemlidir. Kaplumbağalar ve yunuslar gibi hassas megafauna olmadan deniz ekosistemimiz sağlıklı bir şekilde işleyemez. Bu hedefe ulaşmak için balıkçılar ile işbirliği yapabilmeyi umuyoruz. Proje, denizlerimizdeki değerli deniz yaşamını korumak için deneyimlerimizi paylaşmak adına 2020 yılına kadar devam edecektir.

Basın Bülteni – Akdeniz için Denizanası UYARISI!

27.06.2018

Akdeniz için Denizanası UYARISI!

Ömürleri yaklaşık bir yıl olan ve tüm dünya denizlerinde bulunan Pusula denizanası Chrysaora hysoscella (Linnaeus, 1766) Türkiye sularında Akdeniz ve Ege Denizi’nde ve 2000’li yıllardan itibaren de Marmara Denizi’nde yaygın olarak görülmektedir. Genellikle Temmuz-Eylül ayları arasında görülen Pusula denizanası ihbarları ve bazı yaralanma vakaları son 2-3 gündür Akdeniz kıyılarımızdan  bildirilmektedir. Şu anda Antalya deniz ve sahillerinden sıkça denizanası ve temasıyla yakınmaları olan kişilerin ihbarları gelmektedir. Antalya Körfezi’nde tespit edilen pusula denizanası ile ilgili türün tespitinde rol oynayan karakteristik özellikler aşağıdaki gibidir:

  • Şemsiyesi (Diski) 30-50 cm çapındadır.
  • Kahverengi, sarı, kırmızı tonlarda olabilir.
  • Şemsiyesi etrafında V şeklinde kırmızımsı, kahverengi şeritler bulunur.
  • 24 uzun tentakül ve 4 ağız lobuna sahiptir.

Diğer zehirli denizanası türleri gibi insan sağlığı üzerine olumsuz etkileri olabilir. Canlının vücutta temas ettiği yerde  ciltte ağrı, kaşıntı, kızarıklık, yanma, hafif şişlik, kamçı izine benzeyen lekeler ve yüzeysel yaralar benzeri yakınmalar gelişebilir. Artan deniz suyu sıcaklıklarıyla denizanası artışının ilerleyen günlerde daha da artması olasıdır.

Sağlığımız için dikkatli olalım… Lütfen temastan kaçının

Bu türle temas edildiğinde uzantılarındaki yakıcı kapsüllerin deriye nüfus etmesi ile şikayetler başlar. 7 den 70’e tüm yaş grubu etkilenebilir. Küçük çocuklar, yaşlılar, kol, bacak, gövde, yüzün daha geniş bir alanın etkilendiği yaralanmalarda belirti ve bulgular daha şiddetli görülebilir. Ayrıca nadir olarak alerjiye yatkın bireylerde daha ciddi seyrederek ve hayatı tehdit edebilir. Sıkça karşılaşılan klinik yakınma ve bulgular ciltte kızarıklık, kaşıntı, ağrı, yanma ve sıcak suyla haşlanmaya benzer su toplaması benzeri lezyonlardır. İlave olarak baş dönmesi, bulantı, kusma, düşük tansiyon, çarpıntı, nefes darlığı gibi daha şiddetli bulgularla da ortaya çıkabilir. Sıklıkla yakınmalar temastan sonra ilk 1-10 dakika içinde başlar ve birkaç gün sürebilir. Bir bilimsel araştırmada 25 gönüllü katılımcıda bu tür denizanasının deri ve uzantıları üzerine toksik etkileri değerlendirilmiştir. Sonuçta gönüllülerde denizanası ile temastan sonraki ilk 40 saniye içinde deride kaşıntı ve yanma,  üç dakika sonra da kızarıklık ve su toplaması belirtileri gözlenmiştir. Katılımcıların beşinde 48 saat boyunca kaşıntı, kızarıklık ve ödem yakınmaları devam etmiştir.

“Yüzücülerin, dalgıçların, amatör veya profesyonel balıkçıların, cankurtaranların dikkatli olmaları ve denizanasıyla temastan kesinlikle kaçınmaları gerekir. Denizanalarının yakıcı kapsüllerinin zararlı etkisi kıyılara vurmuş ölü dahi olsa 48 saat sürebilir. Bu nedenle özellikle küçük çocukların oyun için dahi elle temas etmemeleri, temas etmişlerse, ellerini vücutlarına ve gözlerine sürmemeleri gerekir. Deride çıplak elle kaşıma ve ovuşturmak denizanasından daha çok sayıda yakıcı kapsülün  patlamasına  yanma, kızarıklık, kaşıntı gibi yakınmalarının artmasına yol açacaktır. Tatlı su ile yıkanmak daha çok kapsülü açığa çıkarak deriye nüfus etmesine neden olacağından, çeşme suyu, tatlı su, buzlu su, duş ile yıkanmaktan kaçınılmalıdır. Özellikle temas eden bölgenin önce deniz suyu ile ve ardından 15 dakikaya yakın süreyle bolca sirke ile yıkanması  tavsiye edilir. Kalan yakıcı kapsüller için tıraş köpüğü yardımıyla ciltten sıyrılarak uzaklaştırılması gerekmektedir. Ciddi yaralanmalarda tam teşekküllü sağlık kuruluşunda doktora başvurulmalıdır.”

Lütfen gözlemlerinizi bildirin…

Denizanalarının olumsuz etkilerini azaltmak amacıyla izleme programlarının oluşturulması çok önemlidir. Bu nedenle başlattığımız “Antalya’nın Deniz ve Kıyılarının İklim Değişikliğine Adaptasyonu” AB Projesi (www.antalyadeniziklim.org) ve “Ulusal Denizanası ve Benzeri Türleri İzleme Programı” (www.yayakarsa.org) ile ilgili bilgi almak için lütfen web sayfalarımızı ziyaret edin. Jelimsi Organizmalar posteri için lütfen tıklayınız.

Deniz ve sahillerimizde denizanası görenlerin Vakfımıza  ihbarda bulunmasını rica ederiz…

email: ; Tel: 0216 4240772

Basın Bülteni – TUDAV 8 Haziran Dünya Okyanuslar Günü’nü kutladı

8 Haziran 2018

Türk Deniz Araştırmaları Vakfı (TÜDAV)

8 Haziran Dünya Okyanuslar Günü’nü kutladı

Türk Deniz Araştırmaları Vakfı (TÜDAV), tüketicilerin yaşamlarını iyileştirmeye odaklanan P&G markası Fairy’nin desteği ile 8 Haziran Cuma akşamı Dünya Okyanuslar Günü’nü Türk Balıkadamlar Kulübü’nde kutladı.

Türk Deniz Araştırmaları Vakfı (TÜDAV) Başkanı Prof. Dr. Bayram Öztürk’ün ev sahipliğinde gerçekleşen kutlamaya Sualtı Federasyonu Başkanı, Norveç ve Japonya İstanbul Başkonsolosları, Uluslararası Karadeniz Komisyonu Başkanı, deniz bilimleri konusunda çalışan bilim insanları, marinacılar, yatçılar, yelkenciler, dalgıçlar, balıkçılar gibi denizi kullanan sektör temsilcileri ile sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri katıldı.

Fairy’in, Türk denizlerinin korunmasına verdiği destek kapsamında gerçekleşen bu yılki 8 Haziran Dünya Okyanuslar Günü’nün ana teması “Denizlerdeki Plastik Kirliliğinin Önlenmesi” oldu. Toplantıya, Türk Deniz Araştırmaları Vakfına özel mesajı ile katılan Birleşmiş Milletler Denizler ve Okyanuslar Özel Temsilcisi Büyükelçi Peter THOMSON; “Vakfınızın okyanusları korumak için birden fazla projeye ortak olduğunu biliyorum ve takdir ediyorum. Bu projelerden biri de Akdeniz ve Karadeniz’i korumak amacıyla yürütülen Avrupa Birliği’nin “Marine Litter in European Seas” (Avrupa Denizlerinde Deniz Çöpleri) projesi. Bu projeye katıldığınız için vakfınızı kutluyorum” dedi ve şöyle devam etti:

“Türkiye etrafı 3 denizle çevrili bir ülke. Bu kıyılardaki nüfusun geçim kaynağı da balıkçılık ve turizm gibi çalışma alanları üzerinden bu denizlere bağlı. Bu nedenle TÜDAV’ın sürdürmekte olduğu deniz koruma çalışmalarını geliştirme, sürdürülebilir balıkçılığı destekleme ve bu alanda farkındalık yaratma çalışmaları büyük önem taşıyor. Bütün ülkeler; ekonomik kalkınmayı, sosyal kapsayıcılığı, geçim alanlarının korunması ve geliştirilmesini amaçlayan, denizlerin ve kıyıların çevresel sürdürülebilirliğini savunan, üretim ile koruma arasındaki dengeyi kuran “sürdürülebilir bir mavi ekonomi”yi desteklemelidir. Mavi ekonomiyi desteklemek için denizlere akan kara kaynaklı deniz kirlenmesini önlemeliyiz. Giderek artan miktarlarda arıtılmamış kanalizasyon sularının, tarımsal ve endüstriyel atıkların denize akıtılması sorununa ve tabii plastik kirliliğine çözümler bulmalıyız. Plastikler konusunda birçok önlem almamız gerekiyor. Burada mikro-plastik ve mikro-elyafların önemini unutmamalıyız. Birçok plastik kaynağını geri dönüştürebiliriz, nehirlerdeki plastiklerin denize dökülmesine engel olabiliriz, kıyı kentlerinin atık toplama alanlarında iyileştirmeler yapabiliriz, su arıtma tesislerindeki mikro-elyafların denize hareketini önleyebiliriz. Bu tür çözümler konusunda kamuoyu farkındalığı yaratmak için geniş kapsamlı kampanyalar düzenleyebiliriz. Harekete geçme zamanı gelmiştir. Bu alanda karşımıza çıkmakta olan bütün zorluklara rağmen iyi haberimiz, deniz ile insan arasındaki dengeye yeniden kavuşmaya yönelik bir planımızın var olması. Bu, Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri No. 14’ün gerçekleştirilmesi planıdır. Planın amacı okyanusların kaynaklarının korunması ve sürdürülebilir bir şekilde kullanılması. Bunun gerçekleştirilmesi için hepimiz İklim Değişikliği Paris Zirvesi kararlarına büyük bir sadakatle bağlı olmalı ve SDG İklim Hedefi’ni gerçekleştirmek için çalışmalıyız. Artık okyanusları koruma konusunu konuşacağımız günleri geride bıraktık, şimdi kurumlar ve bireyler olarak harekete geçmenin şart olduğu günleri yaşıyoruz. Hepinize verimli bir Dünya Okyanus Günü diliyorum. TÜDAV’a gerçekleştirdiği önemli çalışmalarında başarılar diliyorum. Sizlere de beni dinlediğiniz için teşekkür ediyorum”.

Toplantıda ayrıca Türk Deniz Araştırmaları Vakfı (TÜDAV) tarafından hazırlanan ve Türkiye’nin çeşitli sahil yerleşimlerinden katılımcıların mesajlarını içeren film, davetliler tarafından ilgiyle izlendi.

8 Haziran Dünya Okyanuslar Günü’ne ilgi her yıl artıyor

1992 yılında ABD merkezli bir Okyanus Projesi ile okyanus ve denizlerin korunması, sürdürülebilir balıkçılık, kirliliğin önlenmesi ve iklim değişikliği konusunda bilinç oluşturmayı amaçlayan bir süreç başladı. 2002 yılında Birleşmiş Milletler’in konu ile ilgilenmeye başlamasının ardından, Kanada tarafından 2008 yılında Birleşmiş Milletler Rio de Janeiro Dünya Zirvesi’nde Dünya Okyanuslar Günü’nün önerilip kabul edilmesi ile 8 Haziran Dünya Okyanuslar Günü olarak küresel bir boyut kazandı.

Söz konusu girişim, başlangıcından bugüne bütün dünyadan konu ile ilgili STK’lar, akvaryumlar, müzeler, üniversiteler, gençlik grupları, denizciler, dalgıçlar, yüzücüler ile denizcilik endüstrisinde yer alan kamu kuruluşları ve turizm sektörü de dahil olmak üzere 140 ülkeden yaklaşık iki binin üzerinde katılımcı ve örgütü kapsayacak şekilde büyüdü. Dünya Okyanuslar Günü, her yıl katılımcı ülke ve kuruluş sayısının arttığı çeşitli etkinliklerle dünya çapında kutlanıyor. Türk Deniz Araştırmaları Vakfı (TÜDAV), World Ocean Day web sitesinden de (http://www.worldoceansday.org) görülebileceği gibi ülkemizde bu konuda çeşitli etkinlikler düzenleyen Türkiye’den tek katılımcı STK olma özelliğini taşıyor.

Basın Bülteni – 12 Köpekbalığı türü daha koruma altında

20.04.2018

TÜRK DENİZ ARAŞTIRMALARI VAKFI 12 KÖPEKBALIĞI TÜRÜNÜN DAHA

KORUMA ALTINA ALINMASINI SAĞLADI!

Türk Deniz Araştırmaları Vakfı’nın düzenlediği  Kıkırdaklı balıklar   çalıştayı sonrası uzman bilim insanlarının görüşlerini alarak korunan türler listesinde bulunan 5 köpekbalığı türüne 12 türün daha eklenmesini sağladı . 19 Nisan 2018 tarihli 30396 numaralı resmi gazetede korunması gereken yeni türler  2018/19 numaralı tebliğe eklenmiştir.

Türk Deniz Araştırmaları Vakfı’nın (TÜDAV) 10 Mart 2017 tarihinde düzenlediği Kıkırdaklı Balıkların Korunması için Eylem Planı Ulusal Çalıştayı’nda ülkemizin köpekbalıkları konusunda uzman bilim insanlarını bir araya getirerek koruma altına alınması önerilebilecek türlerin bir listesi üzerinde çalışılmasını sağladı. Bu toplantının sonunda 12 türün daha (Squatina oculata – keler balığı, Squatina squatina – keler balığı, Squatina aculeate, Rhinorbatos rhinorbatos – Kemane balığı, Rhinorbatos cemiculus – Kemane balığı, Oxynotus centrina – Domuz balığı, Mobula mobular – Manta, Mobula japonica, Alopias vulpinus – Sapan balığı, Isurus oxyrnchus – Dik burun, Raja clavata, Squalus blainville)  koruma altına alınması önerildi.

TÜDAV’ın katkıları ile hazırlanan koruma önerileri Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı, Balıkçılık ve Su Ürünleri Genel Müdürlüğü’ne iletilerek bu türlerin  koruma altına alınması önerildi.

Bu öneri kabul edilerek 19 Nisan 2018 tarihli 30396 numaralı Resmi Gazete’nin 4/1 numaralı ticari amaçlı su ürünleri avcılığının düzenlenmesi hakkında tebliğ (Tebliğ no: 2016/35)’de değişiklik yapılmasına dair tebliğin (Tebliğ no: 2018/19) 3. Maddesine göre 2016/35 nolu tebliğin 16. Maddesinin birinci fıkrasındaki çizelgeye 12 yeni köpekbalığı türü eklenmiştir.

Basın Bülteni – Emiliania huxleyi Aşırı Çoğalması

MEVSİMSEL FİTOPLANKTON AŞIRI ARTIŞI KARADENİZ, MARMARA VE EGE DENİZİ’NİN BERAKLIĞINI ETKİLİYOR

Emiliania huxleyi adlı Kokolitofor bir fitoplankton türünün aşırı artışı bu sene uzun sürdü ve Karadeniz dışında Marmara ve Ege Denizi gibi komşu denizlerde bundan etkilendi. Bu planktonun aşırı artışı her yıl görülen doğal bir mevsimsel olayken bu sene uzun her zaman kinden uzun sürdü.

Basın bülteni için lütfen tıklayınız.

NASA Worldview sayfasından alınan günlük uydu görüntüleri aşağıda verilmiştir.


Basın Bülteni – İlk Türk Derin Deniz Çalıştayı

İLK TÜRK DERİN DENİZ ÇALIŞTAYI
19 Haziran 2017, Gökçeada, Türkiye

Birinci Ulusal Derin Deniz Çalıştayı, İstanbul Üniversitesi, Su Ürünleri Fakültesi, Deniz Biyolojisi Anabilim Dalı, tarafından Kuzey Ege Denizi’nde bulunan Gökçeada’da, gerçekleştirildi. Türk Deniz Araştırmaları Vakfı (TÜDAV) sponsorluğunda yapılan çalıştaya, 11 kurumdan yaklaşık 30 araştırmacı katılarak derin deniz çalışmaları için önemli katkılar sağladı.

Basın bülteni için lütfen tıklayınız.

Basın Bülteni – Yasadışı, Kayıtdışı ve Kuraldışı Balıkçılık Küresel Bir Sorundur

İngilizce ’de kısaca IUU (Illegal, Unreported and Unregulated Fishing) olarak bilinen bu balıkçılık ülkemizin hem kendi egemenlik altındaki sularında hem de Karadeniz’deki diğer ülkelerin münhasır ekonomik bölgelerinde zaman zaman yapılmaktadır. Bazı Türk balıkçıların yaptıkları bu avcılıkta ölümler, yaralanmalar tekne tutulmaları ve batırılmaları, ceza ödemeler ve hapis cezaları görülmektedir. Bunların yanında (YKK) balıkçılıkta hedef dışı türlerin avcılığı, hayalet avcılık ve denizlerin dip (benthos) bölgesinin tahribatı sıkça görülen zararlı etkilerdir. YKK balıkçılığı bütün dünya denizleri ve okyanusları için tehdittir. Öyle ki yapılan hesaplamalar dünya çapında 11 ile 26 milyon ton balığın bu yolla avlandığı ve 9 ile 24 milyar dolarlık bir ekonomik kayba sebebiyet verildiği belirtilmektedir (Agnew ve diğ., 2009).

Bu nedenle YKK balıkçılığına karşı büyük bir mücadele verilmektedir. Çünkü denizden hakkıyla ekmeğine çıkaran balıkçılar yanında bu tür yasadışı ve kaçak balık avlayanlar adaletsizliğe ve haksız rekabete neden olmaktadırlar. Bunlar tuttukları balıkları kaçak yollarla getirip sattıkları için devletin vergi ve gelir kaybına da neden olmaktadır. Bu nedenle, kaçak ve yasadışı balık avcılığı konusunda sıfır tolerans gerekir. Yasaları uygulayıcıların da bunun bilincinde olarak tedbir almaları, denetleme ve kâtip görevlerini kusursuz yerine getirmeleri gerekir.

Karadeniz’de özellikle Ukrayna, Romanya ve Gürcistan’da yasadışı yollarla balık avlayanların ülkemizin itibarını zedeledikleri de başka bir gerçektir.

YKK balık avcılığı sadece başka ülkelerin karasularında, Münhasır Ekonomik Bölge sınırları içinde yapılan avcılık değildir. Bunlar gece gündüz yer, zaman ve tür yasaklarına uymayan, kaçak trol avlayan, 1380 sayılı yasaya her türlü muhalefet eden deniz haydutlardır. Bu haydutların yakalanmasıysa bizlere vatandaşlık görevlerimizi yapmamıza bağlıdır. Yasadışı su ürünleri avlayanları yetkililere bildirmek gerekir. İster yatçı, ister marinacı, ister dalgıç, ister kabzımal, ister yelkenci, ister memur, ister emekli, ister işsiz olalım; denizleri korumak geleceğimizi korumaktır.

O halde, yasadışı balık avlayanları Sahil Güvelik Birimlerine bildirmek, Su Ürünleri İl ve İlçe Müdürlükleri’ne şikayet etmek, belediyelere bildirmek için el ele verelim.

YKK balıkçılığa dur diyelim, sürdürülebilir balıkçılığı destekleyelim.

Yunanistan’da Akdeniz Foku’nun Kasti Öldürmesi Hakkında

Yunanistan Samos Adası’ndaki Akdeniz Fokunun, Monachus monachus (Hermann, 1779) Kasti Öldürülmesine İlişkin Bildiri

24 Mayıs’ta ‘www.samostimes.gr’ tarafından verilen habere göre, 21 Mayıs 2017’de Yunanistan’ın Samos Adası’nın güneydoğusunda bir erişkin dişi Akdeniz foku ölü bulundu. Archipelagos Institute of Marine Conservation araştırmacıları tarafından yapılan inceleme sonucunda fokun kasıtlı olarak öldürüldüğü tespit edilmiştir.

Akdeniz fokları sedenter hayvanlar oldukları için yaşadıkları bölgede yerel halk tarafından tanınabilmektedir. Samos Adası sakinleri de bölgelerinde yaşayan Akdeniz fokuna “Argiro” (Gümüş) adını vermişler. Araştırmacılar maalesef ölü Akdeniz fokunun “Argiro” olabileceğini ve fakat her halükarda ölen ünlü veya tanınmayan bir birey olsa da cinayetin eşit derecede alçakça olduğunu bildirdiler.

Kasıtlı öldürme Akdeniz fokunun neslinin tükenmesine yol açan temel nedenlerden biridir. 1986-1996 yılları arasında Akdeniz foku ölümlerinin yarısının kasıtlı öldürme nedeniyle gerçekleştiği bildirilmiştir. 2013 yılında da yerel halk tarafından “Duman” olarak isimlendirilen bir Akdeniz foku Antalya’da vurularak öldürülmüştür. Saldırgan halen yakalanmamıştır. Türkiye ve Yunanistan kıyıları Akdeniz’deki en büyük Akdeniz foku popülasyonuna ev sahipliği yaptığı için sahip, türün neslinin korunmasında sorumlulukları büyüktür ve ülkeler arası işbirlikleri kaçınılmazdır. Bir kez daha, silahların balıkçı teknelerinde yeri olmadığını ve tüm silahların, tabancaların ve av tüfeklerinin derhal yasaklanması gerektiğini savunuyoruz! Bu vakalar, devlet makamlarının, üniversitelerin ve STK’ların ortak çabalarla daha güçlü koruma planları yapmaları gerektiğini göstermektedir. Koruma planları, kasıtlı öldürmelere karşı önlemler, karaya vuran ve yaralanan bireyler için eylem planları ve yerel halk için bilinçlendirme programları içermeli ve Türk ve Yunan kıyılarında beraber uygulanmalıdır.

Akdeniz foku, Monachus monachus (Hermann, 1779) hakkında
Akdeniz foku, Monachus monachus (Hermann, 1779), Avrupa’nın en fazla tehdit altındaki deniz memelisidir ve Barselona Sözleşmesi (Dördüncü protokol), Bern Sözleşmesi (Ek II), Biyolojik Çeşitlilik Sözleşmesi (Uygun Türler), Bonn Sözleşmesi (Ek I ve II) ve CITES (Ek I) ile koruma altındandır.

M. monachus, ayrıca IUCN Kırmızı Listesinde (IUCN 2016) nesli tükenmekte olan tür olarak belirtilmiştir. Türkiye ve Yunanistan kıyılarında 350-400 bireyin yaşadığı tahmin edilmektedir. Erişkin Akdeniz foklarının en yaygın ölüm nedeni balıkçılık etkileşimidir. Balıkçılar ve balık yetiştiricileri Akdeniz foklarını kafeslerden ve balıkçı ağlarından uzak tutmak için pestisit enjekte edilen balık yedirme, ışıkla veya gürültü ile korkutma, tüfekle uyarı ateşi açma veya doğrudan vurma ve fiziksel şiddet gibi yollara başvurabilmektedir.

Lütfen gözlemlerinizi bildirin…
Balıkçılar ile Akdeniz fokları arasındaki olumsuz etkileşimlerin hafifletilmesi ve habitatlarının korunması Akdeniz fokları için öncelikli korunma önlemleri arasında yer almaktadır. Ayrıca, bilimsel araştırmalar ve izleme programları ile birlikte yürütülen bilinçlendirme kampanyaları fokların popülasyonunun korunması için hayati önem taşımaktadır.

Eğer bir Akdeniz Foku bireyi görürseniz, lütfen tudav@tudav.org adresine bir mesaj gönderin (tercihen fotoğraf ile birlikte) veya TUDAV’ı arayın ve Akdeniz’in simgesi olan bu canlıların korunmasına yardımcı olun.
Tel: 0216 4240772

Basın Bülteni – Akdeniz için Denizanası Uyarısı!

AKDENİZ İÇİN DENİZANASI UYARISI!

Göçmen denizanası Rhopilema nomadica 1970’lerin sonunda Süveyş Kanalı’ndan Akdeniz’e girmiş ve Akdeniz’in orta ve batı bölgelerinde hızla yayılmıştır. Bu tür İsrail, Mısır, Türkiye, Lübnan, Kıbrıs, Yunanistan, Malta, Tunus ve İtalya’dan bildirilmiştir. Doğu Akdeniz kıyılarında istisnai şekilde bu yıl Şubat ayında denizanası artışı görülmüştür. İlk olarak Lübnan kıyılarında aşırı artışı gözlenen göçmen denizanası Rhopilema nomadica bir hafta sonra, Türkiye kıyılarında görülmüştür. Önce Türkiye’nin doğu kıyılarında yani İskenderun ve Mersin Körfezleri’nde, sonrasında Antalya Körfezi’nde tespit edilmiş, balıkçı ve denizcilerden birçok ihbar kaydedilmiştir. Mart ayı içerisinde değişen sıklıklarla yapılan gözlemler Nisan ayında da devam etmiştir. Antalya deniz ve sahillerinden sıkça denizanası ihbarları gelmektedir. Rhopilema nomadica 2009, 2010 yıllarında Antalya kıyılarında aşırı çoğalmış, olumsuz etkiler yaratmıştır. Daha önceki yıllarda Akdeniz’de denizanası bolluklarında bu ölçekteki artışlar ilkbahar sonu ve yaz aylarında yaşanmaktaydı. Artan deniz suyu sıcaklıklarıyla kış sonunda başlayan denizanası artışının ilerleyen günlerde daha da artması olasıdır.

Lütfen dikkatli olalım… Temastan Kaçının
Yakıcı kapsüllerinin olması nedeniyle bu türle temas edildiğinde yangı, kaşıntı, deride kızarıklık ve su toplama gibi klinik etkiler görülebilmektedir.

“Yüzücülerin, dalgıçların ve amatör ve profesyonel balıkçıların dikkatli olmaları ve denizanasıyla temastan kaçınmaları gerekir. Ayrıca alerjik bünyelerde daha ciddi klinik vakalar görülebilir. Özellikle küçük çocukların kıyılara vurmuş denizanalarına elle temas etmemeleri, temas etmişlerse, ellerini vücutlarına ve gözlerine sürmemeleri gerekir. Denizanalarında bulunan yakıcı kapsül hücreleri, deriyle teması sonucunda patlar ve yanma ve kaşıntı başlatır. Kaşıntı daha sonra yerini acıya ve kızarıklığa bırakır. Tatlı su kapsüllerin daha hızlı patlayıp deriye nüfus etmesine neden olur, bu nedenle sadece tuzlu su, amonyak veya sirke ile temas eden bölgenin yıkanması tavsiye edilir. Ciddi yaralanmalarda doktora başvurmak gerekir.”

Lütfen gözlemlerinizi bildirin…
Süveyş Kanalı’ndan Akdeniz’e giren Rhopilema nomadica Doğu Akdeniz sahillerinde balıkçılık, turizm ve insan sağlığı açısından tehdit oluşturmaktadır. Denizanalarının olumsuz etkilerini azaltmak amacıyla izleme programlarının oluşturulması çok önemlidir.

Deniz ve sahillerimizde denizanası görenlerin Vakfımıza ihbarda bulunmasını rica ederiz…
Eposta:  ; Tel: 0216 4240772

Rhopilema nomadica hakkında

Dış görünüşü ile bir çana benzeyen bu türün vücudunun kenarlarında uzantılar bulunmaz. Yakıcı kapsüller ağız kolları üzerinde ve şemsiyenin çevresinde bulunur. 90 cm çapına ve 10 kg ağırlığa ulaşan şemsiyesi uçuk mavi renklidir. Akdeniz’e Süveyş Kanalı yoluyla Kızıldeniz’den gelen bu tür, planktonla beslenir. Hem eşeyli hem de eşeysiz olarak çoğalabildiği için oldukça yüksek üreme potansiyeline sahiptir. Böylece kısa sürede ve özellikle haziran-eylüle kadar olan yaz aylarında daha fazla görülür ve yüzücüler, balıkçılar ve dalgıçlar için potansiyel tehlike oluşturur.

http://www.yayakarsa.org/index.php/en/bu-canl-lara-dikkat/deniz-anas-tuerleri/39-rhopilema-nomadica
Fotoğraflar: Dr. Elif ÖZGÜR ÖZBEK

Basın Bülteni – Köpekbalığı ve Vatozlar Korunmalı!

pdf hali

Nesli tehlike altındaki köpekbalığı ve vatozlar korunmalı:
Ulusal Kıkırdaklı Balıklar Koruma Eylem Planı yayınlandı!

Türk Deniz Araştırmaları Vakfı (TÜDAV), nesli tehlike altındaki köpekbalığı ve vatozlar için Ulusal Kıkırdaklı Balıklar Koruma Eylem Planı’nı kamuoyu ile paylaştı. Önerilen eylem planı son günlerde kamuoyunda avlanmaları infial yaratan nesli tehlike altındaki Manta türü vatozların korunmasını da öneriyor.

11 Mart 2017 tarihinde AA kaynaklı habere göre Akdeniz açıklarında 30 Manta bireyi avlanmış ve İzmir’de karaya çıkarılarak bir şirket aracılığıyla balıkların Yunanistan’a satılacağı açıklanmıştır. 14 Mart 2017’de ise İHA kaynaklı habere göre 14 birey İstanbul’da bir balıkçıya sergi amaçlı satılmıştır.

Türkiye’nin de taraf olduğu antlaşmalarla koruma altında olan bu türün avcılığına, satışına ve sergilenmesine ilişkin yasak T.C. Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’nın yayınladığı 4/1 Numaralı Ticari ve 4/2 Numaralı Amatör Amaçlı Su Ürünleri Avcılığının Düzenlenmesi Hakkında Tebliğlerde (No: 2016/35, 36) yer almadığı için ne yazık ki balıkçılarda türün korunmasına ilişkin yaptırım hakkında bir farkındalık oluşturulamamıştır.

Ton balıkları gibi ticari değeri yüksek balıkların avcılığını hedefleyen bir gırgır teknesi tarafından hedef dışı avlanan Manta bireyleri düşük ticari değerlerine rağmen balıkçı tarafından değerlendirilmek istenmiş ve satışları için karaya çıkarılmıştır. Mantaların avlandıktan sonra geri bırakılmaları sonrasındaki yaşam oranları ile ilgili az sayıda çalışma olmasına rağmen, mevcut çalışmalar türün ellenmesinin, sudan dışarı çıkarılmasının ve gemiye alınmasının yaşam oranlarını çok düşürdüğünü, bu nedenle en iyi uygulamanın gırgır ağında görüldüğü anda ağdan serbest bırakılmaları olduğunu işaret etmektedir.

Kamuoyunun, ulusal ve uluslararası sivil toplum örgütlerinin ve ilgili akademisyenlerin tepkisine neden olan manta bireylerinin avcılığı, satışı ve sergisi ile ilgili olarak Türk Deniz Araştırmaları Vakfı ilk günden beri olayı takip etmiş ve tüm ilgili kurumların bilgilendirilmesi, harekete geçmesi ve işbirliği için yoğun çaba sarf etmiştir. Ancak ilgisizlik nedeniyle hiç bir sonuç alınamamış ilgili kurumlar da duyarsız kalmışlardır.

Bu üzücü olaydan bir gün önce ise 10 Mart’ta vakfımız Ulusal Kıkırdaklı Balıklar Koruma Eylem Planı’nı oluşturmak üzere 5 üniversite, 4 STK temsilcisi, ilgili bakanlıktan 1 uzman, 1 balıkçı kooperatifi başkanı, 1 belediye temsilci ile tüm gün süren bir çalıştay düzenlemiştir. Kamuoyuna ve ilgili devlet kurumlarına sunulan Ulusal Eylem Planı Taslağı’nda mevcut Su Ürünleri Avcılığını Düzenleyen Tebliğ’de avlanması yasak olan 5 türe, 12 tür daha köpekbalığı ve vatoz türünün eklenmesi önerilmektedir. Eylem planına bu linkten ulaşılabilir.

Mantaların korunması konusundaki bu duyarsızlığa karşın kamuoyunun tepkisinin kıkırdaklı balıkların korunması ile ilgili bir farkındalık yarattığı ortadadır. TÜDAV geçen yıl Su Ürünleri Avcılığının Düzenlenmesi Hakkında Tebliğlere girmesi için nesli tehlike altındaki kıkırdaklı balıkların eklenmesini önermiş ancak bir tür hariç hepsi reddedilmişti. Vakfımız ilgili kurumların harekete geçmesi ve ulusal düzeyde yasal boşlukların giderilmesi için atılacak adımlara devam edecek ve takipçisi olacaktır. Durumun uluslararası boyutunun takibi için de TÜDAV, IUCN’in mantalar için yeni yayınlayacağı küresel koruma stratejisinin uygulanmasına destek olacaktır. 20.03.2017

İlgili Kişi
Dr. Arda M. Tonay
05359402222
atonay(at)istanbul.edu.tr

Mantalar hakkında
Kulaklıfolya, Şeytan balığı ve Manta gibi isimler verilen Mobula cinsine ait türler okyanus göçer (okyanodrom) yüzücü (pelajik) kıkırdaklı balıklardır. Kıta sahanlığı üstünde bulunurlar. Canlı doğururlar (ovovivipar) ve bir batında 1-2 yavru veririler. IUCN kriterlerine göre soyu tehlike altında olan türler olup, çeşitli uluslararası, bölgesel ve ulusal antlaşma, sözleşme ve kanunlarla avcılıkları, karaya çıkarılmaları, satışı ve sergilenmeleri yasaklanmıştır.

Türlerin uluslararası boyutta korunmasına ilişkin olarak CMS Ek I & II (2014), Avrupa Birliği (2015), IATTC (2015) ve CITES (2016) hükümleri vardır; ayrıca, Mobula mobular türü GFCM (2015), Barselona Konvansiyonu SPA/BD Protokolü Ek II (2001) ve Bern Konvansiyonu Ek II (2001)’de yer almaktadır. Türkiye CITES ve GFCM, Barselona Konvansiyonu ve Bern Konvansiyonu’na taraf ülkedir.

TÜDAV hakkında
Türk Deniz Araştırmaları Vakfı (TÜDAV), 20 yıldır Türkiye denizlerinde bilimsel çalışmaları yürütmekte olup Türkiye’nin deniz yaşamını ve biyolojik çeşitliliğini koruma çalışmaları öncelikleri arasındadır. Aynı zamanda karaya vuran ölü ve yaralı deniz memelileri üzerine uzun soluklu çalışmalar yürüten TÜDAV, ACCOBAMS, UNEP, MedPAN ve CIESM gibi uluslararası kuruluşlar ile ortak projelere imza atan, dünya çapında da çalışmaları takip edilen bir kurumdur.

Palamutlar Nerede? Projesi Basın Bülteni

“Palamutlar Nerede?” projesi ile palamutların göç yollarının güncellenip, palamut türünün devamlılığının koruma altına alınması hedefleniyor.

METRO VE TÜDAV’DAN

YILIN SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK PROJESİ

Balık türlerinin yok olmasına karşı yürüttüğü çalışmalar ve kampanyalarla ses getiren Metro Toptancı Market ve Türk Deniz Araştırmaları Vakfı (TÜDAV) güçlerini birleştirdi. “Palamutlar Nerede?” projesine hayat veren Metro ve TÜDAV, değişik nedenlere bağlı olarak stokları yıpranan palamut balığının sürdürülebilir avcılığını hedefliyor. Proje kapsamında markalanan ilk palamutlar Beykoz’daki tarihi Dalyan’dan denize bırakıldı.

5 Haziran 2012, İstanbul – Metro Toptancı Market ve Türk Deniz Araştırmaları Vakfı “Palamutlar Nerede?” isimli önemli bir sürdürülebilir balıkçılık projesine imza atıyor. Proje vasıtasıyla Akdeniz ve Karadeniz ülkeleri arasında göç eden ve stokları bilinmeyen palamut balığının korunması için uluslararası bir koruma anlayışı geliştirilmesi amaçlanıyor. Yeni bilgilere ulaşmak, sürdürülebilir avcılığa bilimsel katkıda bulunmak ve sadece avlayan değil, tüketenlere de bilgi aktarımında bulunmak hedefleniyor.

Özerkan: “Palamutlar Nerede Projesiyle Verdiğimiz Sözü Tutuyoruz”

5 Haziran 2012 Dünya Çevre Günü’nde markalanan ilk palamutlar tarihi Beykoz Dalyanı’nda, Eski Devlet Bakanı Sn Kürşad Tüzmen, Balıkçı Kooperatifleri Başkanları ve akademisyenlerin yanı sıra Metro Toptancı Market Genel Müdürü Kubilay Özerkan ve TÜDAV Başkanı Prof. Dr. Bayram Öztürk’ün katıldığı etkinlikle denize bırakıldı. Etkinlikte konuşan Özerkan projenin önemini “Metro olarak hatırlayacağınız gibi lüfer ile ilgili olarak Kızına Bak Anasını Al sloganıyla bir proje başlatmıştık. Bu projeyle çinekop ve sarıkanatı hiçbir yasal zorunluluğumuz olmadığı halde, ciro kaybını göze alarak satmama kararı almıştık. Bu adımımızla büyük kitlelerden büyük destek aldık. Yine o dönemde balıkla ilgili projelerimizin devam edeceğine dair söz vermiştik. “Palamutlar Nerede” projesiyle bu sözümüzde duruyoruz. TÜDAV ile birlikte 3 yıl sürecek bu büyük projeye imza atıyoruz. İnanıyoruz ki sürdürülebilir balıkçılığa gönül vermiş herkes yine yanımızda olacaktır.” sözleriyle vurguladı.

Öztürk:”55 Yıl Sonra Bu Çalışmayı Yapmak Hem Üzücü Hem de Sevindirici”

TÜDAV Başkanı Prof. Dr. Bayram Öztürk ise “İskenderun, Çanakkale, Gökçeada, Samsun’da yapılacak palamut markalaması ile bu balığın göç yollarını daha iyi anlamış olacağız. Ayrıca 1954’te yapılan ilk markalamanın bu kadar önemli bir balık için 55 sene sonra yeniden yapılması hem üzüntü hem de sevinç kaynağımız.” dedi.

3 Yıl İçinde 4.500 Palamut Markalanıp Denize Bırakılacak

3 yıl sürecek olan proje kapsamında her yıl 1.500 adet olmak üzere, toplam 4.500 palamut markalanıp denize bırakılacak. Boyu ölçülen balıkların üzerindeki markada, TÜDAV’ın irtibat bilgileri ve marka numarası yer alıyor. Bu balıkları bulan kişi, kurum ve balıkçılar TÜDAV ile irtibata geçmeleri durumunda sembolik hediyelerle ödüllendirilecek.

Markalanan balıkların bulunması için bilgilendirici afiş ve broşürler hazırlanıp balıkçı birlik, kooperatif ve derneklerine dağıtılacak. Proje ile ilgili gelişmeleri öğrenmek, gelen bilgiler ışığında palamutların göç yollarını takip etmek isteyenler için ise projenin internet sitesi olan www.palamutlarnerede.org  ziyaret edilebilecek.

Palamut Balığının İklim Değişimine Bağlı Stok Değişimi Tahmin Edilecek

Proje ile Akdeniz ve Karadeniz’deki palamut balıklarının göç yolları güncellenecek, balığın ne zaman, hangi ülkenin sularını dolaştığı ortaya çıkarılacak, kirlenme, iklim değişikliği ve aşırı avcılık sonucu stoklarındaki değişim tahmin edilmeye çalışılacak.

Araştırma sonuçlarını kapsayan ve palamut balığını anlatan bir kitabın çıkarılması da planlanıyor. Balığın korunması ve sürdürülebilir avcılığı ile ilgili, ulusal ve uluslararası birimlere av yasakları ve koruma tedbirlerinin bilimsel verilere göre konulması için tavsiyelerde bulunulacak.