Denizlerimiz Hala Korumayı Gerektirecek Kadar Zenginliğe Sahip

Elimizde kalanları korumanın zamanı çoktan geldi. Artık eski hataları yapmamalıyız. Önce neleri kaybettik, niçin kaybettik ve nasıl koruyabiliriz sorularının cevapları için araştırmalar yapıyoruz, yapacağız, yaptıracağız. Kıyılarımız arasında el değmemiş güzellikleri barındıranlar var. Milyonlarca canlı beslenmek ve neslini devam ettirmek için kıyılarda toplanıyor. Lagünler, akarsu ağızları su canlıları için bol besin bulunduruyor. Hemen görmesek de bastığımız kumlar hayat kaynıyor. Boğazlarda balık göçleri hala devam ediyor. Akdeniz’de ender de olsa foklara rastlanıyor. Üstelik su samuru da var. Yunuslar bütün görkemleriyle engin maviliklerde bizi selamlıyor. Suyun altına baktığımızda inanılmaz güzellikte, cıvıl cıvıl bir yaşam görebiliyoruz. Deniz çayırları bir çok canlı grubunu barındırıyor. Karadeniz’den hamsi az da olsa çıkıyor. Ege’de, Akdeniz’de kaya kovuklarının ilginç bekçileri: Orfozlar, mürenler, ahtapotlar… Ama hepsi bizim kararlılığımıza bağlı: Ya denizleri araştırıp korumaya karar vereceğiz; ya da bu zenginlikler azalmaya devam edecek.

Tanıtım Broşürümüz 15. Yıl Özet Sunumu 20. Yıl Sunumu

 

Türk Deniz Araştırmaları Vakfı’nın Hedefleri

Bilgi Bankası
Denizlerimizle ilgili yapılan çalışmalar dağınık olduğundan, isteyen kişilerin, istediği bilgilere ulaşması da zordur. Bu nedenle bir veri tabanı oluşturulmaktadır.

Araştırma
Biyolojik çeşitlilik başta gelmek üzere Türk Deniz Araştırmaları Vakfı, çeşitli araştırma projelerini gerek kendi kaynaklarıyla, gerekse kaynak temin edecek kişi ve kurumlarla ilişkiye geçerek desteklemektedir. Bu kapsamda Türk Boğazları konusunda uzun dönemli bir proje yürütülmektedir.

Yayın
Araştırmalar bir yandan Türkçe ve yabancı dilde bilim dünyasına sunulurken; öte yandan denizlerimizi tanıtmak ve sevdirmek amacıyla kamuoyuna rehber kitaplar da hazırlanmaktadır.

Eğitim
Denizlerimizle ilgili her türlü bilginin geniş kitlelere ulaştırılmasına Türk Deniz Araştırmaları Vakfı büyük bir önem vermektedir. Belli dönemlerde seminer ve koruma önlemleri özellikle balıkçılara ve diğer toplum katmanlarına anlatılmaktadır.

Özel Koruma Alanları
Hem araştırma ve uygulamaların yapılabileceği, hem de kişilerin deniz yaşamıyla tanıştırılabileceği sualtı deniz parkı ve özel koruma alanları oluşturulması konusundaki çabalarımız devam etmektedir.

 

BM Hedefleri ve TÜDAV

Birleşmiş Milletler dünyayı koruyup tüm insanlığın barış ve refah içinde yaşamasını ve kalkınmayı da bu amaçları korurken sağlamak amacıyla evrensel bir eylem çağrısında bulunmuş ve bu amaçla 17 başlık belirlemiştir. İklim değişikliğinden cinsiyet eşitliğine kadar çeşitli konuları kapsayan bu başlıklar içinde 6.sı olan “Temiz su ve Sanitasyon” ile 14. ncü sü olan “Sudaki yaşam”  başlıkları doğrudan sucul ortamla ilgilidir.

Yukarıda bahsedilen sucul ortamla doğrudan ilgili olan iki başlığın yanı sıra 13 numaralı “İklim Eylemi” ve 12 numaralı “Sorumlu Üretim ve Tüketim” başlıkları da dolaylı olarak vakfımızın çalışma programı ve amaçları içinde yer almaktadır.

Sucul ortamın ve ekolojik durumunun izlenmesi, sorunların tespiti ve çözüm önerilerine kadar pek çok projeye ve çalışmaya imza atan ve Araştırma Koruma ve Eğitim sacayağı üzerinde çalışmalarını yürüten vakfımız aynı zamanda temiz su kaynaklarının korunması ve insan sağlığı üzerindeki etkilerini de pek çok araştırmasına konu edinmiştir.

Ayrıca Yasadışı Kayıt dışı ve Kural dışı balıkçılık ve doğaya uyumlu balık üretimi konusunda da pek çok çalışması bulunan vakfımız 12 numaralı sorumlu üretim ve tüketim başlığında ve özellikle son dönemlerde ülkemiz STK ları içinde iklim değişikliğini etkileri konusunda öncü çalışmaları ve eylemleri ile de 13 numaralı İklim eylemi başlığında vurgulanan hedeflere uyumlu pek çok projenin içinde yer almıştır.

Görülmektedir ki Birleşmiş Milletler gibi küresel ölçekte ve dünyanın en büyük örgütünün ortaya koyduğu evrensel değerler taşıyan kalkınma hedefleri ile kuruluşundan beri bu hedefler doğrultusunda, evrensel kabul gören bilimsel yöntemlerle çalışan vakfımızın ortak hedefleri bulunmaktadır Türk Deniz Araştırmaları Vakfı insanlığın ortak hedeflerine hizmet etmek amacıyla ülkemizde kurulmuş ulusal ve uluslararası ölçekte faaliyet gösteren bir sivil toplum kuruluşudur.

 

Vakfımızın kurucularından bir kısmı (1996)

Ön sıra sağdan sola: Prof. Dr. Kasım Cemal Güven, Prof. Dr. Bayram Öztürk (Kurucu), Dr. Ayaka Amaha Öztürk, Psikolog Şahika Ertan, Prof. Dr. Akın Candan Astsubay Haldun Ergünt, Prof. Dr. Neşet Kadırgan

Arka sıra sağdan sola: Prof. Dr. Hüseyin Öztürk, Prof. Dr. Şamil Aktaş, Avukat Kaptan Gündüz Aybay, Reklamcı Ender Çılgın, İşletmeci Asaf Ertan

 

Kurucumuzdan…

Karadeniz gibi verimli, el değmemiş bir denizde doğup büyüyüp denizi sevmeyen veya ilgisi olmayan hiç kimse yoktur. Hamsi balığının karaya vurduğu, insanların bedava kıyıdan topladığı kalanını da kuşlara bıraktığı bir dönemde başladı benim deniz ve suya olan ilgim. Bu merak ve ilgi beni Beykoz’daki Denizcilik ve Su ürünleri Meslek Lisesine götürdü. Orada aldım ilk deniz eğitimimi. Daha çok sevmeye başladım denizi, Boğaz’dan geçen gemileri. O yıllarda gemilere, aşıktık biz bir grup genç kafadar.. Üniversiteye başlayınca Jeoloji derslerinde topladığım Fosillerden Anadolu’nun eski bir deniz yatağı olduğunu öğrendim. Daha da heyecanlanmıştım.

Mezun olunca denizleri keşfetme ve öğrenme heyecanım devam etti. Antarktika dahil Okyanusları, dünya denizlerini dolaştım. Kendimi çok şanslı ve ayrıcalıklı hissettim bütün bu araştırma ve öğrenme sürecinde. Türkiye’nin nüfusunun en az % 30’ unun deniz kenarında, denize bağımlı, denizle iç içe olduğunu, balık stoklarımızın ise en az % 50 oranında azaldığını görünce korkmaya başladım. Bir şeyler yapılmalıydı…

Kirlenen, aşırı avcılık yapılan, yabancı türlerin, iklim değişikliğinin baskısı altında olan ama bize gıda, oksijen sağlayan, iklimimizi düzenleyen denizlerin korunması ve sürdürülebilir kullanılması için çaba gösterilmesi gerektiğini düşündüm. Biyolojik çeşitliliğin korunması, deniz koruma alanları oluşturulması, kıyısal ekosistemin bozulmaması, yasadışı, kuraldışı balıkçılıkla mücadele ve derin denizlerin keşfedilmesi için çaba göstermek gerekiyordu. Çünkü denizleri korumak için sevmek kısaca tanımak, araştırmak gerekiyor.

Bu arada, denizlerin korunması, kirlenmenin önlenmesi, canlı kaynaklardan sürdürülebilir şekilde yararlanılması, genç kuşaklara deniz ve ekoloji sevgisinin aşılanmasını da düşündüm. Özetle, denizleri sevdirmek ve tanıtmak gerekiyordu.

Diğer yandan, ülkemizin denizlerdeki hak ve menfaatlerinin korunması için bilimsel bir ağ oluşturulmasının zorunluluğuna inanıyordum. Bu hedef ve amaçlara ulaşmak için bir vakıf kurulmasının gerekli olduğuna inanarak 1997 yılında bir grup doğasever, denizci ve akademisyeni de yanıma alarak vakfı kurdum. Yolculuğumuz hala devam ediyor. Bana güvendikleri için hepsine çok teşekkür ediyorum. Bu süreçte denizlerle ilgili çok az şey bildiğimizi anladık. Ben ve arkadaşlarım her gün öğrenmeye devam ediyoruz.

Sizlere çağrım; bu önemli, zor ve onurlu mücadeleye katılmanız, bizlere destek olmanız, katkıda bulunmanız. Ancak hep birlikte olursak denizleri araştırabilir, koruyabilir ve gelecek kuşaklara temiz denizler bırakabiliriz. Ekosistemdeki türlerin korunmasına yardım edebiliriz. Gıda güvenliğimizi sağlayabiliriz, Mavi büyümeden payımızı alabilir ve ulusal refahımızı artırabiliriz. Unutmayalım ki, bilimsel güç en etkili deniz koruma silahıdır. Destek bekliyorum, beni, bizi yalnız bırakmayın.

Saygılarımla,

Prof.Dr. Bayram ÖZTÜRK

Kurucu, Başkan