14.09.2020

BASIN BÜLTENİ

1.ULUSAL PİNA ÇALIŞTAYI

Akdeniz’e endemik ve nesli kritik düzeyde tehdit altında çift kabuklu bir yumuşakça olan pinaların sayıları son yıllarda ciddi bir düşüş gösteriyor. Bunun ana sebebi 2016 yılında yayılmaya başlayan bulaşıcı bir parazitin pina bireylerinin kabuklarını kapatmasına engel olmasıdır. Türk Deniz Araştırmaları Vakfı’nın gerçekleştirdiği çalıştayda Türkiye’deki pina popülasyonlarının güncel coğrafi dağılımı, salgının yaygınlığı ve bu konuda yapılabilecekler tartışıldı. Toplantı sonucuna göre, Ege ve Akdeniz’in aksine Çanakkale Boğazı hariç Marmara Denizi’nde toplu ölümlerin görülmediği memnuniyetle karşılandı. Marmara Denizi’nde toplu ölümlerin görülmemesinin sebebinin ise bu parazitin düşük sıcaklığa ve tuzluluğa toleransının olmaması olarak değerlendirilmektedir.

13 Eylül 2020’de yapılan çalıştaya ülkemizden Marmara Denizi, Ege ve Akdeniz’den yaklaşık 50 uzman akademisyen, dalgıç ve balıkçı katıldı. Çalıştayda, pina hastalıkları; pinaların Türkiye’de Marmara, Ege ve Akdeniz sahillerindeki popülasyon dağılımları ile derinlik dağılımları ve son yıllarda gözlemlenmiş popülasyonun durumu ile değişimleri ele alındı. Söz konusu sorunlar ele alındıktan sonra yapılabilecek müdahaleler, projeler ve bunların fizibilitesi tartışıldı.

Pinalar deniz tabanına bağlı, yarı gömülü bir şekilde yaşamlarını sürdürürler. Boylarının 120 cm’yi bulduğu ve en fazla 50 yıl yaşadıkları bilinir. Yaşam alanları 0.5 metreden 60 metreye kadar uzanır, beslenmeleri suyu süzerek içindeki organik maddelerle olur. Genellikle Akdeniz’e endemik bir deniz çayırı türü olan Posidonia oceanica habitatlarında yaşamayı tercih ederler. Bunun sebebi ise deniz çayırlarının pinaları akıntının sürüklemesinden kurtarması ve habitatlarında bol miktarda organik madde (detritus) bulundurmalarıdır.

Pinalar, antik Mısır ve Roma dönemlerinden beri insanlar tarafından kullanılmakta ve tüketilmektedir. Antik çağda insanlar pinaların deniz tabanına tutunmak için kullandıkları bisüs (bir çeşit zamk) ipliklerini tekstilde kullanmışlardır. Günümüzde, kirlenmeden, gemilerin pina habitatlarına demirlemesinden, trol balıkçılığından ve kaçak avcılıktan popülasyonları tahrip edilmektedir.

Pinaların sayıları 2016 yılında ortaya çıkan bir salgından dolayı çok ciddi bir düşüş yaşamıştır. Öyle ki IUCN durumu 2019’dan itibaren nesli kritik düzeyde tehdit altında (CR) olarak belirlenmiştir. Bu salgının sebebi ise adı Haplosporidium pinnae olan bir parazittir ve bu parazitin sadece pinaların ölümüne sebebiyet verdiği bilinmektedir. Parazit, bireylerin kabuklarını kapatmasına engel olmakta veya yavaşlatmaktadır. Kabuklarını kapatmasını sağlayan organlarını zayıflatmakta ve canlıda enfekte şişik kistler oluşturmaktadır. Zamanla parazitlerin organ yetmezliği dolayısıyla açlığa yol açtığı gözlemlenmiştir.

Parazit, İspanya’dan Türkiye’ye kadar bütün Akdeniz ülkelerini etkilemekte ve parazitin sebep olduğu salgının ülkemizde de uzun süreli olarak izlenmesi gerekmektedir. Kirlenmenin önlenmesi, kıyısal alanda balıkçı ağlarının pina bulunan alanlarda atılmaması ve teknelerin demir atarken denizçayırı ve pina olan bölgelere demirlememesi için çaba göstermemiz gerekmektedir. Ülkemiz sularında koruma altında olan pinaların toplu ölümü ekosistemdeki değişimleri anlamamız ve bundan sonraki değişimleri tahmin etmemiz için önem taşımaktadır. Akdeniz havzasında Pinna nobilis, Pinna rudis ve Atrina fragilis olarak üç türün hastalıktan ne oranda etkilendiği bilinmemektedir. Bu nedenle, bütün denizlerimizde uzun süreli izleme çalışmaları şarttır. Diğer yandan, son yıllarda Akdeniz’in deniz suyu sıcaklıklarındaki yükselmenin bu parazitin yayılmasını artırıp artırmadığı da ayrı bir inceleme konusu olarak önümüzde durmaktadır.